23 temmuzdan sonra neler bekliyor?
23 Temmuz sabahı ortaya çıkacak seçim sonuçları Türkiye'de önemli gelişmelere yol açacaktır. Bu seçimlerin sonuçları herkes için önemli gözükmektedir.
<st1:date ls="trans" month="11" day="3" year="2002" st="on">3 Kasım 2002</st1:date> seçimlerinden sonra Türkiye beş sene apolitik bir yaşam sürmüş herkes sesini soluğunu kesmiş AKP iktidarının daha doğrusu Recep Tayip Erdoğan'ın neler yapabileceğini beklemeye başlamıştı.
Bunun nedeni 3 Kasım sabahı ortaya çıkan seçim sonuçlarının şokuydu. 3 Kasım öncesi iktidar olan partiler sahadan silinmiş ortalık AKP ve CHP'ye kalmıştı. CHP, halkın tek umudu olarak gelen AKP veya daha doğru deyimle Tayip Erdoğan karşısında pasif muhalefeti tercih ederek, Tayip Erdoğan'ın milletvekili seçilerek başbakan olmasının önünü açmış, halkın nazarında olumlu muhalefet yapacağı imajını vermeye çalışmıştı. Başbakan olan Tayip Erdoğan da, iktidarından üç sene bir şey istenmemesini, hükümetin icraatlarının beklenilmesini isteyerek, halkın ani refah beklentilerini törpülemiş ve böylece AKP iktidarı dönemi başlamıştı.
Bu arada seçimlerde sahadan silinen partilerin; DSP, MHP, ANAP, DYP liderleri birer birer istifa ederek partilerinin genel başkanlıklarını boşaltmışlardır. Yani 3 Kasım seçimleri sonucu ortam apolitik bir hale gelmiş siyasi yönden konjonktür stabil hale gelmişti.
Tabi medya ağlamaya inlemeye başlamış, bu iktidarın en az on yıl devam edeceğini ve bundan sonraki sürece AKP ve Tayip Erdoğan'ın egemen olacağını yorumlamaya başlamıştı. 3 Kasım seçimleri öncesi Tayip Erdoğan ve AKP aleyhinde her gün bir kaset ve asparagas haberler üreten renkli medya sus pus olmuştu.
3 Kasım seçimleri sonuçları ile abandone olan partiler, genel başkanlar ve renkli medya; cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesine kadar yaşadıkları bu grogi durumdan geç de olsa toparlandılar, yeniden organize oldular, ve büyük bir hınç ve iştiyakla ana muhalefet CHP çatısı altında ilk büyük darbeyi AKP ve Tayip Erdoğan'a vurdular. Bu esaslı darbe Tayip Erdoğan'ı gözünü diktiği cumhurbaşkanlığı makamından ettiği gibi AKP'nin cumhurbaşkanı seçememesine de sebep oldu.
Aynı zamanda beş yıldır susan ordu, tüm bu konjonktürün getirdiği ortamda AKP'ye, AKP'lilerin milli görüşten alışık olduğu muhtıra veya post modern darbeyi (e-darbe) de vurmakta çekinmedi. Her basın toplantısı ile Kuzey Irak'a girme niyetine siyasi karar bekleyerek iktidarı halk nezdinde küçük düşürdü. Bütün bu gelişmelerden anlaşılıyordu ki, AKP ve Tayip Erdoğan iktidarının gelişim çizgisinde trend; dağın doruğuna ulaşmış, eteğine doğru aşağı inmeye başlamıştı. AKP ve Tayip Erdoğan'a gelen vuruyor giden vuruyordu. AKP ve Tayip Erdoğan'ın darbe üstüne darbe! aldığı günlerde; ABD ve AB'li dostlarından her gün gelen demokrasi ve iktidar yanlısı destek söylemleri artık işe yaramaz hale gelmişti. Tek çare kalmıştı halka gitmek. Neticede 22 Temmuzda seçime gitme kararı alınarak halka gidilmek zorunda kalmıştı.
İşte 22 Temmuz seçimleri; iktidar, muhalefet, ordu, renkli medya, ABD, AB, Barzani ve Talabani ve halk için önemli beklentilerin olduğu bir süreç olarak ufukta gözükmektedir.
23 Temmuz sabahı çanlar; geçmiş beş yılda darbe alan, kroşe, aparkat yumruklar yiyen, kaşı açılan, ağzı burnu kan revan duruma düşen, yere düşerek hakem tarafından sayılan, nakavt, abandone olan ve her türlü sıkışan ve sıkıştırılan bu parti, gurup, cenah, ne sayarsanız sayın; kurum, kuruluş ve insanların yeniden ringe çıkarak rövanşı oynayacakları bir boks maçına benzeyecektir.
Allah milletimizi muhafaza eyleye.